Cuma, Eylül 14, 2012








Fettullah Gülen Hocaefendi Cübbeli Ahmet hocaya mektup göndermiş

Fettullah Gülen Hocaefendi Cübbeli Ahmet hocaya mektup göndermiş


ikisini de severiz islama hizmet eden insanları bir arada görmek isteriz. şimdi sıra Hayrettin Karaman ile İslamoğlu Hocalarda
"de hadin Allah Rızası için" diyerek haberi patlatalım. bu arada habervaktinin meşhur yazarı Hasan Karakaya dan da bir mektup gelse de hocamızın gönlü olsa. üstad  mubarek adama karşı çok ayıp etti çoook.

HABER

Fethullah Gülen, cezaevindeki Cübbeli Hoca'ya iki imzalı kitabını gönderdi. Gülen, kitapların ilk sayfasına “Mübarek hocamız Ahmet Efendi Hazretleri" diye başlayan övgü dolu sözler yazdı..
Cübbeli’nin cezaevine girişini Yusuf Peygamber’in zindana atılmasına benzeten Gülen, en yakın zamanda serbest kalmasını ve ‘halkı uyandırma va doğru yola çevirme’ hizmetine dönmesi için de dua ediyor..

Haberin Detayı nı Habervaktim de Cemal Nar isimli ak sakallı bir amcadan okudum.

işte böyle yazmış amcam Allah Razı olsun Ellerinden öperim;

Doğrusu çok hoşuma gitti bu jest. Min gayri haddin “aferin, tam da zamanında, ona yakışan da bu, ne güzel bir davranış” dedim içimden. Gerisini okudum hemen:

“Fethullah Gülen, cezaevindeki Cübbeli Hoca'ya iki imzalı kitabını gönderdi. Gülen, kitapların ilk sayfasına "Mübarek hocamız Ahmet Efendi Hazretleri" diye başlayan övgü dolu sözler yazdı.”

“Fethullah Gülen ve Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Ünlü arasında soğuk rüzgarlar estiği iddiaları tartışılırken ABD'den sürpriz bir hediye geldi. Gülen, Metris Cezaevi'ndeki Cübbeli Ahmet Hoca'ya "El-Kulubu'd-Dari'a" ve "Beyan" adlı iki kitabını gönderdi.

Fethullah Gülen, gönderdiği kitaplarının ilk sayfalarına el yazısıyla notlar yazıp imzasını da attı. Gülen, yazdığı notlarda Cübbeli Ahmet Hoca'dan, "Mübarek ve mümtaz hocamız Ahmet Efendi Hazretleri" gibi övgü dolu sözler kullanıyor.

Cübbeli'nin cezaevine girişini Yusuf Peygamber'in zindana atılmasına benzeten Gülen, en yakın zamanda serbest kalmasını ve 'halkı uyandırma va doğru yola çevirme' hizmetine dönmesi için de dua ediyor.”

“Sizin geniş ilminize göre olmasa da kutsal üzüntünüzü hafifletir ümidiyle sunuyorum. Cüret ve cesaret sayarsanız bağışlamanızı dileyerek."

"Her zaman Sünnî duygu ve düşüncenin sesi soluğu olmasını bilmiş, aydınlık ruh, Yusuf Peygamber yolunda (zindana giren), Yusuf Peygamber gibi çilesini çeken, İslam'a sadakat ve sabır abidesi, kutlu ve seçkin Ahmet Efendi Hazretleri'nin en yakın zamanda mübarek irşad (halkı uyandırma ve doğru yola çağırma) vazifesine dönmesini Allah'tan dilerim."

Her zamanki nazik ve kibar hal ve üslubu ile yazan Hocaefendinin hediyelerinin ardından Metris Cezaevi'nde yatan Cübbeli Ahmet Hoca, yaşadığı mutluluğu ise bir yazı yazarak anlatmış. Diyor ki:

(CÜBBELİ AHMET HOCA FETTULLAH GÜLEN MEKTUBUNA NE DEDİ) "arabaşlık patlakhaberden"

"Rüyamda muhterem Hocaefendi Hazretleri'nin bana dua ettiğini görmüştüm. Ben size içeri girdiğim günden beri muhterem Fethullah Hocaefendi'nin nezih cemaatinin bana atılan iftiralardan beri olduğunu bildirmiştim. İşte 5 Eylül Çarşamba günü Muhterem Hoca'mızın hediye gönderdiği iki eserinin üzerine hatt-ı destiyle kaydetmiş bulunduğu şu iki ithaf yazısı bunun en bariz şahidi olmuştur."

Cübbeli Ahmet Hoca, hediyeleri getiren Gülen'in "talebesi"yle cezaevinde yaptığı sohbete ilişkin ise şunları yazdı:

"Talebesi, sohbet sırasında Hocaefendi'nin benimle ilgili haberleri izlerken gözyaşlarını tutamadığını ve 'Bunca yıl dinimize hizmet etmiş, müşarun bilbenan (parmakla gösterilen) bir Hocaefendi'nin şahsında tekrar İslam'a darbe indirilmek isteniyor. Bu iftiraları asla kabul etmem ve inanmam, kurtuluşu için dua ediyorum' dediğini nakletti. Bu fakir kardeşiniz muhterem Hocamızın tazim ifade eden medhiyelerine asla layık biri değilim. Okuyunca çok mahcup oldum, ama "Fazilet ehlini ancak fazilet ehli tanır" kaidesince değerli Hocamız kendisine münasip bir üslup kullanmıştır. Hizmet ettiğim camianın bazı hocaları kıskançlık yüzünden bana bu zulmü reva görürken muhterem Hocaefendi'nin bana şefkatle yaklaşması beni çok duygulandırmış ve şu yazıyı yazarken hıçkırıklara boğmuştur."

İşte budur özlediğimiz tablo!

Ben bunu yazdım birkaç kez. “Şunun şurasında kaç alimimiz var? Onları da birbirine düşürmemeliyiz. Onlar da birbirine düşmemeli, hayırhah olmalı. Hepimizin buna ihtiyacı var. Ümmetin buna ihtiyacı var. Yoksa cemaatler birbirine girer Allah korusun. Düşman bayram eder.” demiştim.

Bazı kardeşlerim “amma da geniş kalplisin, hoş görülüsün, bu mümkün olmaz” demişler, bazıları da çok yanlış yaparak hakaret ile ayıp etmişlerdi. Ne oldu şimdi? Özlenen manzara bu mu, yoksa Cübbeli Ahmet, Fethullah Gülen, Hayrettin Karaman, Mustafa İslamoğlu vs. kavgası mı?

Bunlar ümmetin gözbebekleridir. Yanlışları olacaktır, hataları, kusurları, ayıpları olacaktır. Olabilir, çünkü insandırlar. Ama unutmayalım ki her biri İslam için emek harcıyor, çalışıp çabalıyor ve öyle zannediyorum ki karanlık gecelerde insanlar uyurken onlar “Allahım İslam! Allahım ümmet” diye hıçkıra hıçkıra dua ediyorlardır. Çünkü alimlerin en tabii halleridir bunlar. Bunları bilmek için yanlarında yatmaya da gerek yoktur.

Hadi Hayrettin Hocam, hadi İslamoğlu kardeşim, lütfen iki kitap da siz gönderin zindandaki kardeşinize dualarınız eşliğinde. Affı, merhameti, kardeşliği, zor zamanda desteği fiilen gösterin lütfen. Cüppeli Ahmet Hoca bir daha ağlasın. Biz bir daha ağlayalım. Hadi lütfen!

Ağlayın su yükselsin,
Belki kurtulur gemi.
Anne seccaden gelsin,
Bize dua et emi…

0 yorum:

Yorum Gönder